Avatar, hayallerinizi zorlamaya geliyor
Kategori: SINEMA / 19/12/2009
Hayal edilebilenin ötesinde olan yeni bir dünyada, destansı bir macera yaşamaya hazır mısınız? Bu güne kadar çekilen en pahalı film ünvanını taşıyan Avatar 3 boyutlu görsel efektleri ile sizi bu unutulmaz deneyime davet ediyor. Avatar, 18 Aralık'ta tüm dünya ile aynı anda Türk sinemaseverler ile buluşuyor.
"Titanik"in Oscar sahibi yönetmeni James Cameron Avatar'ın fikrini kafasında ilk kez 15 yıl önce oluşturmuş fakat planladıklarını gerçekleştirebileceği teknolojik zeminin henüz var olmadığını fark etmiş.
4 yıl süren bir prodüksiyon süreci sonunda bugün, oyuncularla çekilen animasyon tekniğiyle gerçekleştirilen Avatar, özel efektlerle, sinemasal deneyimi tam anlamıyla sunabilen, yeni bir tür olarak karşımıza çıkıyor.
Filmi gerçeğe dönüştürmek adına kullanılan teknoloji karakterler ve hikayenin kapsamıyla mükemmel bir uyumda sergileniyor.
FİLMİN KONUSU
Bizleri hayal gücümüzün ötesinde muhteşem bir dünyaya taşıyacak olan film Na'vi adlı yok olmak üzere olan bir halkın yaşadığı Pandora adlı gezegende geçiyor.
Tekerlekli sandalyeye mahkum bir savaş gazisi olan Jake Sully, kendilerine özgü dilleri ve kültürü olan, barış ve doğa ile örtülü bir çevrede yaşayan Na'vi halkının arasına gönderilir.
Askeri bir şirket uzaktaki bu gezegeni ve barındırdığı kaynaklaro incelemek üzere AVATAR adlı bir program oluşturmuştur. Bu program ile insanlar genetik mühendislik sonucu yarı insan yarı Na'vi haline getirilir ve özel bir görevle Pandora'ya gönderilirler.
Botanist Dr Grace Augustine (Sigourney Weaver) ile programa gönüllü olarak katılmış Jake'in bedenlerinin Avatar'ı oluşturulacak ve böylece Jake'e de felç olmuş bedenini başka bir formda kullanma şansı verilmiş olacaktır. Na'vi halkından Prenses Neytiri ile tanışan Jake, kendisini bir anda Pandora'ya gönderilen ve mensubu olduğu istilacı kuvvetlere karşı bu halkı savunurken bulur.
Yabancısı olduğumuz bu yeni dünyaya Jake Sully isimli, belden aşağısı felçli bir Savaş gazisinin gözünden bakıyoruz. Fonksiyonlarını kaybeden bedenine rağmen içinde halen savaşçı bir ruh barındıran Jake, dünyanın enerji krizini çözmeye yetecek kaynaklara sahip olan ve bu kaynakları araştırmak üzere bir birliğin çalıştığı Pandora isimli gezegene uzun bir yolculuk sonunda ulaşır.
Pandora'daki atmosfer insanlar için öldürücü olduğu için Avatar isimli program oluşturulur; bu programa göre insan "operatörleri"nin bilinçleri avatar isimli uzaktan kontrol edilebilen bir sistemle Pandora'nın yerel halkı Na'vilerin genlerine aktarılır.
Jake kendi avatarında yeniden doğar ve yürüme yetisini de geri kazanır. Gezegendeki değerli enerji kaynaklarını elde etmelerine mani olarak görülen Na'vi halkının arasına sızmakla görevlendirilir.
Fakat prenses Neytiri ile tanışan Jake'in hayatı bir anda değiştirir. Neytiri'nin kabilesi tarafından kabul edilen Jake, onlardan biri olmaya, tabii tutulduğu bir çok test ve macera sonrasında Kabul edilir.
Jake yaşadığı tecrübeler sonucunda Na'vilerin safhında yer almayı tercih eder. Yerli Na'vi halkına destansı ve evrenin kaderini belirleyecek bir savaşta liderlik edecek ve böylece kabul görmesini sağlayacak son sınavı da verip veremeyeceği belirlenecektir.
NEREDE VE NE ZAMAN
AVATAR, Alpha Centauri-A yıldız grubu içinde yer alan gaz cisimli gezegen Polyphemus'un uydusu olan ve dünyaya benzer yapıdaki Pandora adlı bir yerde geçiyor.
Dünya'dan 4.4 ışık yılı uzaklığındaki Alpha Centauri halen en yakın yıldız komşumuz ve Pandora'nın dünyada az buluna bir mineral olan Unobtainium zengini olduğu öğrenilince bu kaynakları ele geçirmek üzerine bir yarış başlıyor.
Unobtainium bizim güneş sistemimiz içerisinde bulunmuyor fakata 22.yy'da dünyanın yaşayacağı enerji krizi için anahtar niteliğinde bir element ve Kaynak Geliştirme ve Yönetimi (RDA) da bu uzaktaki kaynağın keşfi için milyonlarca dolar para harcıyor. Hikayemiz 2154'de, Pandora'da bir maden kolonisi kurulmasının 30 yıl sonrasında geçiyor. Yerli halk Na'vi insanların bu saldırgen faaliyetlerine maruz kalır ve iki halk arasında sonu svaşa varacak bir yola koyulur.
"AVATAR"ın Türkiye'de gösterime girecek formatları
3 boyutlu sinemada çığır açacak film dünyada ve ülkemizde 3D sinemalar yanısıra alışık olduğumuz 35mm film formatında dublajlı ve altyazılı seçenekleriyle de birçok salonda gösterilecektir.
Kategori: SINEMA | Yorum ( yok ) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Aşkın Tarifi
Kategori: ASK / 15/12/2009
Hayaller yetermiydi aşkı anlatmaya
Mantık aranırmıydı aşkta ?
Mesafeler engelmiydi sevgiye
Aşk hep bir eksiklikti
Avuntular yetmiyordu
Aşkın kitabı varmıydı
Normalmiydi kutuplardan donarken
Birden Kızgın Çöllerde yanmak
Bütün bildiklerini unutmak
Aşk kalabalıklar arasında bile onu düşünmekti
Aşk uşkusuz gecelerdi
sebepsiz bekleyişlerdi
En küçük ses bile ümit olurken
Gelgitler içinde yaşamaya razı olmaktı
Aşk;düşündüklerini anlatamamaktı
Sebepsiz yere gülüp,ağlamak
Kırılacak kadar hassas bir kalp taşıyıp
Ama onu hiç kırmamaktır…
Sevgiyi göstermekti
Söylemler yetmiyordu
Boğazımda bir hçkırıktı
Kalbe hapsedemeyeceğin kadar büyük bir sevgiydi
Ama tüm yüreğinle Hissedeceğin
GüL öztürK
Kategori: ASK | Yorum ( yok ) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Suya Düşen Cep Telefonu Nasıl Kurtarılır?
Kategori: teknoloji / 15/12/2009

Suya düşen cep telefonları ilginç yöntemlerle kurtarılabiliyor. Islanan
telefonların içindeki su, havayla çok fazla temas etmeden hızlı bir
şekilde temizlenebilirse cihazın yeniden çalışması mümkün olabiliyor.
Cihazla pil ayrılmalı
Üretici firmaların, garanti kapsamına almadığı ıslanma durumlarında kullanıcının ilk olarak, cihaz fişe takılıysa kısa devre yapmaması için fişi çıkarması değilse aynı riskten dolayı cihazla pilin birbirinden ayırması ardından da SIM kartı çıkartması gerekiyor. Bir çok durumda cihaz ıslansa bile SIM kartlar çalışmaya devam ediyor.
Cihazın pili ve SIM kartı çıkarıldıktan sonra kuru bir bezle hızlı şekilde kurulanması gerekiyor. Cihaz içerisindeki nemin doğal bir şekilde buharlaşması durumunda telefonun “kurtulma” ihtimali daha fazla bulunuyor.
Elektrik süpürgesiyle çekin
Cep telefonunun içerisindeki nemi buharlaştırmanın en iyi yolu, bir elektrik süpürgesi ile içine, ortamdaki havanın üflenmesi ya da çekiş özelliği olan bir elektrik süpürgesi ile içerideki havanın dışarı çıkarılması. Ancak saç kurutma makinesinin kullanılmaması gerekiyor.
Pirinç taneleri ile kurutun
Çoğu saç kurutma makinesi, ’soğuk üfleme’ modunda dahi ortamdaki
havadan daha sıcak bir havayı makinenin içerisine üflediği için entegre
ve lehimlere zarar verebiliyor. Bunun sonucunda cihaza pil takıldığı an
telefon kısa devre yapabiliyor. Kurulandığı halde içinde hala nem olan
cep telefonlarını tamamen kurutmanın en iyi yolu ise pirinç taneleri
ile dolu bir kavanozun ortasına koyup ağzını kapatmak ve en az bir gün
bekletmek. Pirinç taneleri ortamdaki nemi hızla emebiliyor.
Danature alkol kullanın
Kullanıcıların, saç kurutma makineleri, mikrodalga fırınlar ve
doğrudan güneş ışığından kaçınması gerekiyor. Öte yandan cihazların
“tuvalete düşürülmediği sürece” de alkolle temizlenmemesi gerekiyor.
Solvent içerikli olan alkol, cihaz içindeki plastik bağlantıları
eritebiliyor. Bunun yerine hırdavatçılardan temin edebilen “Denature”
alkol
kullanılabilir.
Telefonunu denize düşürenlerin, cihazı sudan çıkarıp bu sefer tatlı suya bırakmaları daha sonra oradan da çıkarıp kurulamaları gerekiyor. Çünkü tuzlu su barındırdığı kristallerden dolayı cihazın bazı parçalarına zarar verebiliyor.
Gizli işaretler
Birçok kullanıcının, suya düşürdüğü için çalışmayan telefonlarını değiştirmek istemelerinin ardından üretici firmalar, uzun bir süredir cihazın hem dışına hem de içine garanti etiketleri yerleştirmeye başladı.
Su ile temas ettikleri zaman renk değiştiren bu etiketler sayesinde yetkili servis, telefonun içini açmadan dahi suya düşürüldüğünü anlayabiliyor. Birçok telefonun içinde de gizli işaretler bulunuyor. Bu işaretler, telefon ıslandıktan sonra dışındaki etiket değiştirilse bile cihazın ıslandığını tespit edebiliyor.
Kategori: teknoloji | Yorum ( yok ) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Ehliyet almak zorlaşıyor
Kategori: GUNDEM / 5/12/2009

Türkiye Sürücü Kursları Birliği Derneği Genel Başkanı Vedat Şahin,
düzenlemenin trafik kazalarının önlenmesinde etkili olacağını söyledi.
Emniyet Genel Müdürlüğü 2008 yılı sonu verilerine göre, Türkiye’de 19
milyon 377 bin 790 kişinin sürücü ehliyeti bulunuyor.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın üzerinde çalıştığı tasarının kamuoyuna yansımasıyla birlikte, sürücü kursları yoğun günlerini yaşamaya başladı. Kurs sahipleri, özellikle ev hanımlarının ehliyet almak isteyenler arasında ilk sırada yer aldığını ifade ediyor.
Yeşil Konya Sürücü Kursu Sahibi Hasan Yaşar, ehliyet almanın zorlaşacağı yönündeki haberlerin ardından müracaatlarda yüzde 100′ün üzerinde artış yaşandığını kaydetti.
Yaşar, şunları anlattı: “Ehliyet almak için artık çok daha fazla çalışmak gerekecek. Hem yazılı sınav hem de direksiyon eğitimi zorlaşacak. Yeni düzenlemeye göre, direksiyon sınavında kemer takmayan bir aday elenecek. Tekrar kursa gidecek. Fiyatlarda da artış yaşanacağı söylentisi var. Tüm bu nedenlerden dolayı özellikle ev hanımları ‘biran önce ehliyetimi alayım’ diyerek kurslara yazılıyor.”
Sürücü Kursları Birliği Derneği Genel Başkanı Vedat Şahin de genel konularda mutabakat sağlanan yeni düzenlemeyle birlikte 5 dakikada ehliyet sahibi olma döneminin ortadan kalkacağını dile getirdi.
Ehliyet sınavına Avrupa Birliği (AB) standardı getirileceğini bildiren Şahin, puanlama sisteminin kaldırılacağını aktardı. Genel Başkan Şahin şu bilgileri verdi: “Sürücü adayları, direksiyon sınavına girdiğinde gece ve gündüz araç kullanacak. Ayrıca park etme, ileri ve geri manevraları yapacak.
Bu sınavı geçen aday, şehir içinde trafiğe çıkartılacak. Sınav zorlaşacak. Yeni düzenlemeye göre emniyet kemerini takmayan ya da sinyal vermeyi unutan kişi kalacak. Sınavı geçen kişi ertesi gün trafikte araç kullanabilecek hale gelecek. Bu durum, adayın daha çok çalışması ve daha fazla para vermesi anlamı da taşıyor.”
KAZALARIN ÇOĞU SÜRÜCÜ HATASINDAN KAYNAKLANIYOR
Her yıl binlerce vatandaş trafik kazalarında hayatını kaybediyor.
Meydana gelen kazaların büyük çoğunluğu ise sürücü hatalarından
kaynaklandığı biliniyor. Yetkililer, alınan tüm önlemlere rağmen
kazaların önüne geçilememesinin nedenlerinden birinin de şartları tutan
herkesin kolaylıkla ehliyet alabilmesi olduğunu kaydediyor. Sadece son
Ramazan Bayramı’nda meydana gelen kazalarda, Türkiye genelinde meydana
gelen trafik kazalarında 100 kişi öldü, 441 kişi yaralandı.
alıntı.
Kategori: GUNDEM | Yorum ( yok ) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Yahşi batı film fragmanı
Kategori: SINEMA / 22/11/2009Kategori: SINEMA | Yorum ( yok ) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Sizin fobiniz hangisi?
Kategori: SAGLIK / 22/11/2009
Alekterofobi: Tavuk korkusu
Arakibutiorofobi: Damağına fıstık ezmesi yapışma korkusu
Asimetrifobi: Simetrik olmayan şeylerden korkma
Aulofobi: Flüt korkusu
Autofobi: Issız yerde kalma korkusu
Bromidrosifobi: Vücut kokusu korkusu
Dendrofobi:Ağaç korkusu
Domatofobi: Evde oturma korkusu
Eritrofobi:Yüz kızarma korkusu
Eufobi: İyi haber korkusu
Filofobi:Aşık olma korkusu
Fobofobi:Korkma korkusu
Fotofobi:
Işıktan korkma:
Gallofobi:Fransız Kültürü korkusu
Gametofobi:Evlilik korkusu
Gefirofobi:Köprüden ve köprüden geçme korkusu
Geliofobi:Gülme korkusu
Helyofobi: Güneş korkusu
Homiklofobi:Sis korkusu
İhtiyofobi:Balık korkusu
Jinefobi: Kadınlardan korkma
Limnofobi:Göl korkusu
Melanofobi:Siyah renk korkusu
Melofobi:Müzik korkusu
Obesofobi:Şişmanlama korkusu
Oklofobi:Kalabalık korkusu
Penyofobi:Fakirlik korkusu
Takofobi:Yüksek hız korkusu
Triskaidekafobi:13 rakamının uğursuzluğundan korkma
Kategori: SAGLIK | Yorum ( yok ) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Kurtlar vadisi Beyaz
Kategori: GUNDEM / 14/11/2009
Dün akşam Kanal D ekranlarında yayınlanan ve Beyazıt Öztürk'ün sunduğu Beyaz Show'un çok "Ağır" konukları vardı.
Program için Kurtlar Vadisi - Beyaz adında kısa bir de bölüm çekilmiş.
Polat Alemdar, Beyazıt Öztürk'ün yaşadığı "residence"e gelir ve Memati'ye "Kapıdan kimse dışarı çıkmayacak" talimatını verir. Tam bu sırada da Beyaz programı için binadan çıkış yapmaya hazırlanmaktadır.
Önce Memati engeliyle karşılaşır, Memati'yi aşamayınca da Polat Alemdar ile yüzyüze gelir.
Polat'tan sağlam bir Osmanlı tokadı yiyen Beyaz, silahına davranırken Polat tek atışta Beyaz'ı vurur..
Beyaz rolüne baya hazırlanmış. Uzun zamandır izlediğim en güzel Beyaz showdu. Filimde de yaptığı gibi uzun zamandır Necati Şaşmazın peşindeydi programına çıkarmak için sonunda Başardı. Espirilerin ardı ardına patlatıldığı geceye Necati Şaşmaz, Gürkan Uygun, Musa Uzunlar ve Ebru Gündeş konuk olduğu gecede tek yadırgadığım nü kadın üzerinde yenen suşi nin tanıtımıydı.
Kategori: GUNDEM | Yorum ( yok ) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
En yaşanası 10 macera…
Kategori: HAYATTAN / 5/11/2009

1. Uzay seyahati
Vee işte 1 numara! İnsanoğlunun en büyük macerası; uzay yolculuğu. Bilimkurgu filmlerindeki dünyada pek yadırgamadığımız sıradan bir olay. Fakat dünya sınırlarından uzaklaştıkça boşlukta uçmak gibi sıradışı bir olayı kim istemez! Programda, yerçekimsiz uçuşlar, kozmonot eğitimi, atmosfer ve uzay sınırı uçuşları ve tabii ki cebinizde 20 milyon dolar kadar bi paranız olduğu takdirde, yörüngedeki uluslararası uzay istasyonunda bir haftalık ‘tatil’ de bulunuyor. Şu ana kadar Türkiye’den niyetlenen hiç olmamış tabii ki. Uzay seyahatlerinin kitlesel hale geleceği günlere kadar, hoşça kalın… :)
2. Fethiye (Yamaç Paraşütü)
Kuşlar gibi özgür olmak… Sırada Türkiye’de de yaygın bir spor haline gelen yamaç paraşütü var. Ülkemizde Fethiye bu spor için biçilmiş kaftan. ”Bir kez uçmayı tattınız mı, yolda yürüken bile gözleriniz hep gökyüzünde olacak. Bir kez orada bulunduktan sonra, hep orayı özleyeceksiniz…” demiş Leonardo Da Vinci. Yüzlerce yıl sonra uçuş tutkusu gerçek oldu ve insanlar için uçmak mümkün hatta gayet sıradan bir hale geldi. Yamaç paraşütü de uçma tutkusu için heyecanlı ve eğlenceli bir yöntem. Buna imkan olsa bile denizin üzerinde uçma korkusu gibi klişe bir fobiye sahip olduğumdan benim için cesaret gerektiren harika bir spor.
3. Derin Okyanus Dalışları
1912 yılında bir buzdağına çarpan ve hemen su almaya başlayan bakire transatlantik Titanic, birkaç saat içinde okyanusun derinliklerine inmişti. Giderken yanında yaklaşık 1500 kişinin hayatını da almıştı. Hakkında filmler yapıldı, hikayeler uyduruldu. Bu tarihi olayı merak edenler ve benim gibi batık gemilere zaafı olanlar için Titanik’e dalış ekibinde yer almak unutulmaz bir fırsat olurdu. Bu dalış ekiplerindeki araştırmacıların rehberliğinde insanlar Bismarck ve Titanik gibi ünlü batıklara dalabiliyorlar. Tabii ki onbinlerce dolar karşılığında.
4. Oklahoma ve Colorado (Fırtına kovalamacası)
Hortum peşinde koşmak, Amerikan tarzı macera anlayışında cisimleşmiş bir durum! Gözümüzün belgesellerden de aşina olduğu korkusuz fırtına avcıları, sert hava koşullarıyla ünlü Oklahoma ve Colorado eyaletlerinde fırtına turları organize etmeye başlamış.Tornado Yolu adı verilen bir hat üzerinde hortumları bilim adamlarının peşinden izleyen bir acente var. Son teknoloji kullanılarak son hava durumları tespit ediliyor ve hava radarı sayesinde hortumun oluşumu dahil herşeyi ilk gören siz oluyorsunuz. Hatta takip ediyorsunuz ve hortumu tüm dehşetiyle yanıbaşınızda yaşıyorsunuz.
5. Kapadokya (Balon uçuşu)
Bir Jules Verne kahramanı olan Doktor Fergusson’un hayallerini süsleyen bir macera… Kahramanımız balonda beş hafta geçirmişti ama bize güzel ülkemizin kanımca en güzel yeri olan Kapadokya’da kısa bir uçuş bile yeterli. 1 saatlik bir uçuşun fiyatı 150 Euro’dan başlıyor. Hal böyle olunca, bütün şehri falan gezmek isterseniz küçük bir serveti gözden çıkarmanız gerekebilir.
6. Afrika (Dakar Rallisi)
Macera ve adrenalin deyince belki de ilk akla gelen kelime hız! Dünyanın en tehlikeli yarışlarından biri olan Dakar Rallisi 1979'da ilk kez düzenlendi. O günden bu yana yaklaşık otuz rallicinin hayatına mal oldu. Bilinen adıyla ‘Paris-Dakar Rallisi’ 4*4 araçlar, kamyonlar veya motosikletlerle yola çıkan yarışçıların Avrupa’dan Senegal’deki Dakar kentine uzandığı yaklaşık 20 günlük bu off-road yarışında yarışçıları Sahra’nın inanılmaz boşluğuyla dayanılması güç koşullar bekliyor. İnsanın insana karşı değil, batılı beyaz erkeğin zapt edilemez vahşi Afrikaya karşı olan bir savaşı. Kesinlikle gözükara maceraperestler için.
7. Provence-Fransa (Fransız topraklarında pedal basmak)
İşte bir bisikletin ve bisikletçinin dünya üzerinde en çok saygı göreceği ülke! Ve bisikletçilere büyük özen gösteren bir ulus. Teri kurumamış bir yarışçının terli terli bistrolara girmesini bile hoşgörüyle karşılamalarına şaşmamak gerek. Fransa’nın geniş bir alana yayılan Provence bölgesi bisiklet sürücüleri için ideal mekanlardan. Zorlu parkurlar, tarlaların arasından geçen bozuk yollarda ilerlemek bu işin ustaları için müthiş bir macera. Aksi takdirde acemiyseniz eve sağlam dönmek pek kolay olmayabilir.
8. Trans-Sibirya Demiryolu (Trenle safariye çıkmak)
Çarlık döneminde yapımına başlanan ve 1905'te tamamlanan Trans-Sibirya demiryolu uzaydan bile görülebiliyormuş.Bu yolun özgeçmişi pek bi vukuatlı.Tamamlanması tam 25 yıl süren tren yolunun yapımında çalışan 15.000 işçi salgın hastalıklarla ölmüş,sellerde boğulmuş hatta kamplara saldıran Mançurya kaplanlarına yem bile olmuş! Fakat yine de bu yol dünyayı dolaşmak isteyen maceraperestlerin çok sevdiği muazzam bir demiryolu.
9. Moğolistan (Cengiz Han’ın topraklarında at biniciliği)
Moğolistan, nüfusunun büyük bölümünün hala göçebe olduğu bir ülke. Burada atların ayrı bir önemi var. Çocuklar 3 yaşından itibaren at tepelerindeler. Yerleşik hayatın, yolların, telefon hatlarının olmadığı bu toprakları at veya deve sırtında gezmek özellikle tarihe meraklılar için müthiş bir şey.
10. Çoruh (Rafting)
Dünyanın en hızlı akan nehirlerinden biri olan Çoruh Nehri dünyaca ünlü bir rafting merkezi. Rafting dediğimiz olay bildiğiniz gibi raft denilen botlarla 6 veya 8 kişilik takımlar halinde yapılan bir nehir sporu. Acemi kişilerle yapılırsa öndekinin küreğini burnunuzun tam ortasına yemek, tepeden tırnağa ıslanıp sıçana dönmek veya dengenizi kaybedip nehrin dibini boylama gibi dezavantajları olsa da adrenalinin tavanda olduğu, 2 metre havalanma garantili, ölmeden önce yaşanması gereken bir macera!
Kategori: HAYATTAN | Yorum ( 0 ) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Keçiboynuzu (harnup) Pekmezinin Faydaları
Kategori: SAGLIK / 30/10/2009
Keçiboynuzunun en büyük özelliği nefes darlığına karşı oldukça etkili olmasıdır.
Keçiboynuzunun nefes darlığına karşı etkili olan etkin maddesi hemen hemen başka hiçbir bitkide bulunmamaktadır.
Bu etkin madde aynı zamanda bazı alerjik astım rahatsızlıklarında öylesine etkilidir ki;
derhal sonuç almak mümkün olabilmektedir.
Ayrıca alerjinin neden olduğu nefes darlığı problemlerinde büyük bir başarıyla uygulanabilir .
Keçiboynuzunun içerdiğigallik asit insan sağlığı üzerinde öylesine çok yönlü özellikleri olan bir maddedir ki,
Bu özelliklerinden bazıları aşağıdaki tabloda belirtilmiştir.
analgesicAğrı kesici
AntiallergenicAlerjiye karşı
AntiasthmaticAstıma karşı
AntibacterialBakteri yok edici
AntibronchiticBronşite karşı
AnticancerKansere karşı
AntihepatotoxicKaraciğeri toksinden arındırıcı
AntioksidantSerbest radikalleri yok edici
ImmunostimulantBağışıklık sistemini güçlendirici
AntiviralMikroplara karşı
AntisepticAntiseptik
Cancer-preventiveKansere karşı koruyucu
AntinitrosaminicNitrozamin yok edici
BronchodilatorBronş genişletici AntipolioÇocuk felçine karşı
Yukarıdaki tabloda görüldüğü gibi gallik asit çok yönlü bir maddedir.
Bu maddenin belirtilen bu özelliklerini artıran ve takviye eden keçiboynuzunda bulunan promotor maddelerdir.
Akciğer ödemine karşı keçiboynuzu pekmezi desteği bulunmaz bir imkandır.
Balgam söktürücü gücü ve astım a karşı olan tedavi edici gücü çok fazladır.
Sigara içenler keçiboynuzu pekmezine başladıktan bir iki gün sonra nasıl balgam çıkardıklarını hayretle gözleyeceklerdir.
Keçiboynuzu pekmezi, insanlığın korkulu rüyası akciğer kanserini%90 oranında önleme gücüne sahiptir.
Özellikle sigara içen insanlarda akciğer kanserine yakalanma riskinin ne kadar yüksek olduğu,
bu konuyla ilgili hemen her klinik deneyde ortaya konmaktadır.
Keçiboynuzu(harnup) Pekmezinin yararları
*Kalsiyum bakımından çok zengindir (sütün 3 katı)
*İçindeki E vitamini sayesinde; öksürüğe, gribe, kemik erimesine ve kansızlığa iyi gelir
* Balgam söktürür,göğsü yumuşatır,bronşları açar, sigara tiryakileri için faydalıdır ve nefes darlığına oldukça etkilidir.
(Alerjik nefes darlığı çekenlere ısrarla keçiboynuzu pekmezi tavsiye edilir.)
*Yüksek ham selüloz etkisi ile bağırsak rahatsızlıklarına ve gastrite etkilidir.
Mide ve bağırsak gazlarını dışarı atarak mide şişkinliğini giderir .
Bağırsak kurdu, tenya, solucan gibi bağırsak parazitlerini temizler.
Mideye kuvvet verir.
*Yüksek mineral ve vitamin içeriği ile de diş ve diş etleri üzerinde çok olumlu etkileri vardır.
* Yüksek doğal şekerler , zengin mineraller (özellikle çinko) ve vitaminler (A , B , B2, B3, D) içeriği dolayısıyla doğal güç ve besin kaynağıdır.
*Yüksek sodyum ve potasyum içeriği sayesinde tansiyon, karaciğer ve akciğer üzerine çok yaralı etkileri bulunmaktadır.
Kanın zehirli maddelerini temizler.
*İnsanlığın korkulu rüyası akciğer kanserini %90 oranında önleme gücüne sahiptir.
*Kalbe faydalıdır, kalp çarpıntısını önler*İnsan vücuduna giren radyasyonu dışarı atar
Kategori: SAGLIK | Yorum ( yok ) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
SON YAZILAR
- RapidShare Downloader İndir yükle bedava rapidshare sınırsız ind
- Avatar, hayallerinizi zorlamaya geliyor
- Aşkın Tarifi
- Suya Düşen Cep Telefonu Nasıl Kurtarılır?
- Ehliyet almak zorlaşıyor
- Yahşi batı film fragmanı
- Sizin fobiniz hangisi?
- Kurtlar vadisi Beyaz
- En yaşanası 10 macera…
- Keçiboynuzu (harnup) Pekmezinin Faydaları
SON YAZILARIM
- RapidShare Downloader İndir yükle bedava rapidshare sınırsız ind
- Avatar, hayallerinizi zorlamaya geliyor
- Aşkın Tarifi
- Suya Düşen Cep Telefonu Nasıl Kurtarılır?
- Ehliyet almak zorlaşıyor
- Yahşi batı film fragmanı
- Sizin fobiniz hangisi?
- Kurtlar vadisi Beyaz
- En yaşanası 10 macera…
- Keçiboynuzu (harnup) Pekmezinin Faydaları
- //-->
ARKADAŞLARIM


